Neden Konferanslara Gidiyoruz?

by Burcu Aybat

Bir öğretmen için en verimli aydır Ekim. Okulların açılmasının getirdiği tatlı telaşı geride bırakır, henüz sınavlar başlamadan yeni birşeyler denemenin heyecanı ve geride bırakılan yaz tatilinin tazeliğiyle sınıfımızda performansımızın doruklarına ulaşırız. Yeni bir kitap okumuş olmanın, Ağustos seminer döneminde meslektaşlarımızla birlikte vakit geçirmenin ya da bir konferansa katılmanın etkisiyle sınıfımızda yeni şeyler denemeye en açık olduğumuz dönemdir sonbaharın bu güzel ayı.

Bu verimliliğin farkında olan eğitim camiası için pek çok da konferans olur yılın bu zamanında. İşte geçtiğimiz hafta sonu 21.si düzenlenen ATC (Autumn Teacher Conference- Sonbahar Öğretmenler Konferansı) da her sene Ekim ayında düzenlenen çok kaliteli bir konferans. Kendimi bildim bileli sunum yaptığım bu etkinliğin bana göre en değerli kısmı da öğretmenlerin tüm sene boyunca edindikleri bilgi ve tecrübelerini meslektaşlarıyla paylaşmaları ve bu paylaşımdan büyük bir mesleki tatmin ve gururla ayrılmaları. Öğretmenlerin öğretmenlere öğrettiği bu platformun daha çok uzun seneler devam edeceğini umuyorum. 

Daha önce iki büyük konferansın (Edtechist ve EDK) komitesini yöneten bir eğitimci olarak konferansların öğretmen üzerindenki büyüsüne ve etkisine hep inanırım. Ancak kendime hep şu soruyu sormuşumdur: öğretmenler konferanslara neden giderler? 

  1. Meslektaşlarımızla mesleki bir platformda buluşmak ve fikir alışverişi yapmak için
  2. Mesleki deneyimimizi ve bilgimizi meslektaşlarımıza aktarmak için
  3. İyi uygulama örneklerini ve yeni trendleri öğrenmek için
  4. Sınıfımızdaki uygulamaları destekleyen yöntem ve stratejileri öğrenmek için
  5. Hepsi

Evet. Cevap olarak hepsi dediğinizi duyar gibiyim. Elbette bir güne sıkıştırılmış bir konferans etkinliğinden spesifik bir konuda aldığınız eğitimlerdeki verimi beklemek hayalcilik olur. Ancak bilrikte çalıştığım ve mentorluk ettiğim öğretmenlere hep şunu söylüyorum: Sahip olduğunuz ve öğrencilerinize verdiğiniz en değerli şey zaman. İster bir atölye çalışması olsun ister bir konferans, her öğrenme anından sonra şunu sorgulayın. Benim burada geçirdiğim zaman öğrencilerimin öğrenmelerini, başarılarını, motivasyonlarını, ilgisini artırmayı sağladı mı? Yoksa bu deneyim kendimi geliştirdiğimin ilizyonu içinde sosyal medyada aldığım like lar kadar mı beni tatmin ediyor. Kısa süreli ve etkisiz bir mesleki tatmin duygusu mu elde ettiğim şey?

Son 10 yıldır neredeyse büyük bir keyifle katıldığım ATC kalitesini her sene koruyan bir etkinlik olmakla birlikte odağı da yenilikçi yaklaşımlara ve trendlere göre değişiyor. Bu sene kodlama, STEM, teknoloji entegrasyonu, eleştirel düşünme ve problem çözme gibi 21. yüzyıl becerilerini geliştirmeye yönelik stratejiler ve UbD popüler konular arasındaydı. Daha çok mesleki deneyimin ve iyi örneklerin paylaşıldığı oturumlar arasında tek tük tartışmaya yönelik olanları da vardı. Ancak bana göre bir konferansın bir öğretmenin mesleki hayatındaki etkisi konferansın kalitesi kadar o öğretmenin o konferanstan ne kadar faydalandığına bağlı.

Peki bir konferanstan maksimum faydayı sağlamak için ne yapmalı?

Zamanınızı iyi kullanın. Eski okulunuzdan ya da eğitim camiasından dostlarınızı gördüğünüz etkinliklerde kendinizi sohbete kaptırdığınızı farkedebilirsiniz. Elbette mesleki paylaşımların bu informal dialoglarda zenginleştiğini kabul etsek de konferanslara ne amaçla katıldığınızı hatırlayın. Yukarıda sıraladığım hangi seçenek için bu etkinliğe katıldınız? Amacınıza göre zamanınızı planlayın. 

Katılacağınız oturumları önceden belirleyin. Mutlaka gelmeden önce konferans programına göz atın. Sunumların açıklamalarını okuyun. Sunum başlıklarına göre karar vermeyin. STEM, kodlama, fütürism, oyunlaştırma, teknoloji gibi popüler kavramları başlığında içeren sunumların içeriğini inceleyin. Bu sunumlara sorgulamadan katılmaktansa daha önce çalışmalarını takip ettiğiniz eğitimcilerin sunumlarını ya da dinlemeye fırsat bulamadığınız iyi örnekleri içerenleri tercih etmeye çalışın. Ben kişisel olarak her zaman uygulama örnekleri içeren oturumları tercih etmişimdir. Çünkü deneyim ve uygulamadan çıkan fikirler değerlidir. 

Katılımcı, uygulayan ve paylaşan olun. Sadece sunumu dinleyip çıkmayın. Soru sorun, deneyimlerinizi paylaşın, sunum uygulama içeriyorsa uygulamaya mutlaka katılın. Arka arkaya sunumlara girip yarım yamalak bilgilerle çıkmaktansa daha az sayıda sunuma girip o sunumlardan maksimum fayda sağlamak daha iyidir. Sunumun ilk 5 dakikasında o sunumun sizin için faydalı olup olamayacağını anlayacaksınız. Bu sırada sunumdan ayrılabilirsiniz. Sunum yarısında çıkmak hem sizin için vakit kaybı hem de sunumu yapan ve izleyenler için dikkat dağıtıcı olabilir.

Yeni meslektaşlarla tanışın. Gözlemliyorum ki konferanslarda hep aynı kişilerle sohbet etme eğilimindeyiz. Çoğu diyalogun mesleki bir odaktan uzak olduğu konusunda şüpheleniyorum. Konferanslar yeni meslektaşlarınızla tanışıp profesyonel ağınızı genişletebileceğiniz en uygun yerlerdir. Aynı kurumdan geldiğiniz arkadaşlarınızla farklı oturumlara katılın. Sizinle aynı ilgi alanları olduğunu düşündüğünüz kişilerle tanışın. Katıldığınız sunumlarda o kişileri bulmak hiç de zor olmayacaktır.

Öğrendiklerinizi meslektaşlarınızla paylaşın. Konferanstan geriye ne kaldı elinizde? Notlarınıza bakın. Bu notları faydalı bir kaynak haline dönüştürebiliyorsanız konferanstan verim almışsınız demektir. Okulunuzdaki zümre arkadaşlarınızla, idarecilerinizle öğrendiklerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. Öğrendiklerinizden bazılarını sınıfınızda uygulayıp uygulayamayacağınızı tartın. Müfredatınızı tekrar gözden geçirin. Internette daha fazla araştırın. Gerekirse öğrendiğiniz kişilerle iletişime geçip yardım isteyin. Unutmayın devamını getirmek sizin elinizde.

Sene boyunca belki de pek çok konferansa, etkinliğe ve atölye çalışmasına katılıyor olacaksınız. Kendinize sorun. Kendimi hangi alanda geliştirmek istiyorum? Öğrencilerimin ihtiyacı ne? Sınıfım nasıl daha iyi bir sınıf olabilir? Ben mesleğimde nasıl ilerleyebilirim? Bu sorular sizi kariyer hedeflerinize daha çok yaklaştıracak. Kendini geliştirmek isteyen öğretmenlere altın bir öneri: Popüler kavramların ve trendlerin rüzgarında savrulmayın. Ne istediğinizi bilinçli seçerek zamanınızı verimli kullanın. Unutmayın, sahip olduğunuz en değerli şey zaman!

You may also like

Leave a Comment